Kurdipedia是世界上最大的为库尔德信息来源!
大约
Kurdipedia Archivists
 搜索
 发送
 工具
 语言
 我的帐户
 搜索
 
  
 
 搜索
 发送
 工具
 语言
 我的帐户
        
 kurdipedia.org 2008 - 2026
图书馆
 
发送
   高级搜索
联系
کوردیی ناوەند
Kurmancî
کرمانجی
هەورامی
English
Français
Deutsch
عربي
فارسی
Türkçe
עברית

 更多...
 更多...
 
 
 
 Font Size


 
大约
随机项目!
条款使用
Kurdipedia Archivists
你的反馈
用户集合
大事年表
 活动 - Kurdipedia
帮助
 更多
 库尔德人的名字
 
统计属性
文章
  585,325
图片
  124,189
书籍
  22,101
相关文件
  126,102
Video
  2,193
语言
کوردیی ناوەڕاست - Central Kurdish 
317,059
Kurmancî - Upper Kurdish (Latin) 
95,603
هەورامی - Kurdish Hawrami 
67,732
عربي - Arabic 
43,979
کرمانجی - Upper Kurdish (Arami) 
26,637
فارسی - Farsi 
15,792
English - English 
8,529
Türkçe - Turkish 
3,830
Deutsch - German 
2,031
لوڕی - Kurdish Luri 
1,785
Pусский - Russian 
1,145
Français - French 
359
Nederlands - Dutch 
131
Zazakî - Kurdish Zazaki 
92
Svenska - Swedish 
79
Español - Spanish 
61
Italiano - Italian 
61
Polski - Polish 
60
Հայերեն - Armenian 
57
لەکی - Kurdish Laki 
39
Azərbaycanca - Azerbaijani 
35
日本人 - Japanese 
24
Norsk - Norwegian 
22
中国的 - Chinese 
21
עברית - Hebrew 
20
Ελληνική - Greek 
19
Fins - Finnish 
14
Português - Portuguese 
14
Catalana - Catalana 
14
Esperanto - Esperanto 
10
Ozbek - Uzbek 
9
Тоҷикӣ - Tajik 
9
Srpski - Serbian 
6
ქართველი - Georgian 
6
Čeština - Czech 
5
Lietuvių - Lithuanian 
5
Hrvatski - Croatian 
5
балгарская - Bulgarian 
4
Kiswahili سَوَاحِلي -  
3
हिन्दी - Hindi 
2
Cebuano - Cebuano 
1
қазақ - Kazakh 
1
ترکمانی - Turkman (Arami Script) 
1
小组
中国的
传记 
9
的地方 
4
缔约方组织 
1
图像和说明 
1
地图 
1
考古的地方 
1
文章 
3
烈士 
1
MP3 
1,498
PDF 
34,737
MP4 
3,837
IMG 
234,363
∑   总计 
274,435
BİTLİS’İN ÖNÜNDE BAĞLAR, ŞEREF HAN VE ABDAL HAN KİTAP FUARINA AĞLAR
小组: 文章
文章语言: Türkçe - Turkish
Share
Copy Link0
E-Mail0
Facebook0
LinkedIn0
Messenger0
Pinterest0
SMS0
Telegram0
Twitter0
Viber0
WhatsApp0
排名项目
优秀
非常好
平均
添加到我的收藏
关于这个项目,您的评论!
项目历史
Metadata
RSS
所选项目相关的图像搜索在谷歌!
搜索在谷歌选定的项目!
کوردیی ناوەڕاست - Central Kurdish0
Kurmancî - Upper Kurdish (Latin)0
English - English0
عربي - Arabic0
فارسی - Farsi0
עברית - Hebrew0
Deutsch - German0
Español - Spanish0
Français - French0
Italiano - Italian0
Nederlands - Dutch0
Svenska - Swedish0
Ελληνική - Greek0
Azərbaycanca - Azerbaijani0
Catalana - Catalana0
Čeština - Czech0
Esperanto - Esperanto0
Fins - Finnish0
Hrvatski - Croatian0
Lietuvių - Lithuanian0
Norsk - Norwegian0
Ozbek - Uzbek0
Polski - Polish0
Português - Portuguese0
Pусский - Russian0
Srpski - Serbian0
балгарская - Bulgarian0
қазақ - Kazakh0
Тоҷикӣ - Tajik0
Հայերեն - Armenian0
हिन्दी - Hindi0
ქართველი - Georgian0
中国的 - Chinese0
日本人 - Japanese0
BİTLİS’İN ÖNÜNDE BAĞLAR, ŞEREF HAN VE ABDAL HAN KİTAP FUARINA AĞLAR
BİTLİS’İN ÖNÜNDE BAĞLAR, ŞEREF HAN VE ABDAL HAN KİTAP FUARINA AĞLAR
Geçtiğimiz 25 – 29 Mayıs tarihlerinde #Bitlis# merkezde, programının içeriğinde söyleşilerin ve etkinliklerin de yer aldığı bir kitap fuarı düzenlendi. Böyle bir etkinliğin gerçekleşeceği anonsu 16 Mayıs günü sosyal medyada duyurulmuş ki bu etkinlikten Twitter platformundaki takipçilerimin “siz de katılacak mısınız?” soruları üzerine o gün haberim oldu. Yoksa böyle bir kitap fuarının yapılacağından, içeriğinden, katılımcı listesinden ve de etkinliğin çerçevesinden bir Bitlisli olarak haberim yoktu açıkçası. Konuyla ilgili bir malumatım olmadığı için de takipçilerime hayır cevabını hep verdim. Haklı olarak her biri afalladı ve şaşkınlıklarını da “neden ve peki siz ve sizler olmayacaksınız da kimler orada olacak ve Bitlis’e dair ne konuşulacak” şeklinde peşi sıra sorular sordular. İyi ki de böyle bir fuardan haberdar olmamışım ve böyle bir içeriğe sahip olan etkinliğe de davet edilmemişim.
İsabet olmuş!
Zira iki gün sonra 18 Mayıs tarihinde organizatörler tarafından sosyal medyada yayınlanan hem katılımcılar listesini hem de fuar etkinlik programını gördüm. Bitlisli olup bu kadim ata toprağı ile alakalı kıymetli eserleri olan birçok şahsiyet fuara davet edilmemişti. Şehrin ve tarihi vilayetin geçmişine dair çok önemli çalışmalar yapmış yazar ve akademisyenlerin ve Bitlis’e dair onlarca yayıma imza atmış tecrübeli yayınevlerinin de bu etkinliğe çağrılmamış olmaları, fuarı organize edenlerin ne tür bir içerik, söyleşi ve çerçeve düşündüklerini ifşa ediyordu.
Bitlis’in önünde bağlar, körlerle sağırlar birbirini ağırlar.
Fuarın, BETAV (Bitlis Eğitim ve Tanıtım Vakfı) öncülüğünde ve sorumluluğunda, Bitlis Eren Üniversitesi ve Bitlis Belediyesi desteğiyle gerçekleşeceği bilgileri etkinliğin afişi ve tanıtımında belirtilmekteydi. Birçok Bitlisli hemşerimin aktarımı, bu fuar organizasyonunun vakıftaki birkaç kişinin inisiyatifi ile gerçekleştiği yönündeydi. O birkaç kişi artık hangi parametre ve kıstaslara göre, kimi çağırıp kimi çağırmayacaklarına ve nelerin program dahilinde olacağı ve nelerin olmayacağına karar vermişler bilemeyiz ki tabiri caiz ise de “dükkân zaten onların”, istediklerini çağırır istediklerini programa dahil ederler haliyle. Konu bu değil.
Bitlis kitap fuarına çeşitli unvanlar altında davet edilen katılımcıların, bu şehir üzerine önemli çalışmaları olan kişilerin böyle bir etkinlikte neden yer almadıklarını merak ederek önemseyip önemsemediklerini ve de bu soruyu organizatörlere sorup sormadıklarını da bilmiyorum. Konu bu da değil.
Ancak konu Bitlis olunca ve bu KİTAP FUARI da BİTLİS’TE yapılınca, işte o noktada Bitlis’in yapısı, tarihi ve o tarihine damgasını vurmuş şahsiyetleri hakkında az buçuk bilgisi ve çalışması olan birisi olarak, durumun trajedisi ve vehametine bir nebze de olsa değinmek zorundayım. Çünkü ortada yaklaşık bin senelik (830’lar – 1849) bir zaman dilimi boyunca merkez idaresi Bitlis Kalesi ve şehrinden yapılmış, günümüz Belçika ülkesi yüzölçümüne tekamül eden bir bölgeye hakim olmuş Bitlis Kürd beyliğinden, o beyliğin başında bulunmuş kitap sahibi hanlar, prensler, beyler ve onlar gibi eser ve kalem sahibi ünlü Bitlisli önemli şahsiyetlerden bahsedilmeyen bir fuar gerçekleştirilmişti.
Düşünün ki 1987 yılında Moskova’ya göçmüş iş adamı Petersburglular tarafından kurulmuş olan Petersburg Eğitim ve Tanıtım Vakfı adında bir oluşum var ve o vakfa üye ve orada yetkili olan birkaç kişi, Petersburg I. Kitap Fuarı’nı ata-baba şehirleri olan Petersburg’da düzenleme kararı alıyor ve kimler gelecek neler konuşulacak hazırlıkları yaptıktan sonra, fuarın gerçekleşmesine 10 gün kala sosyal medyadan etkinlik haberini ve program içeriğini açıklıyor. Fuardan ve etkinlikten Petersburglu yazar, çizer, sanatçı, şehre ait eski fotoğraf koleksiyonu olanlar, akademisyen ve Petersburg üzerine Rusya’dan ve yurtdışından çalışmaları olan kişiler değil de vakfın ve vakıftaki bu şahsiyetlerin kendi söylem ve ideolojilerine yakın gördükleri kişiler haberdar edilip misafir ediliyorlar. Moskova ve diğer şehirlerden olmak üzere, Petersburg ile uzaktan yakından alakası veyahut çalışması olmayan birçok kişi çağırılarak etkinlik programında onlara yer veriliyor. Petersburg’da doğmuş, yetişmiş ve orada hayata gözlerini yummuş olan sanatçı, alim, şair, yazar ve tarihçiler hakkında programda herhangi bir konu başlığına yer verilmiyor. Ülkenin en önemli yazarı olan Dostoyevski’nin şehri olan Petersburg’da, hem de onun şahsen yaptırdığı ilim irfan yuvası olan bir binanın önünde gerçekleşen bu kitap fuarında ne Dostoyevski’den ne de onun dünyaca ünlü eseri Suç ve Ceza’dan da bahsediliyor. Üstüne üstlük tarihte o bölgede, en büyük ve en zengin kütüphaneye sahip olmuş Petersburglu hükümdardan da onun Petersburg’da kurduğu ve binlerce kitaptan oluşan dillere destan kütüphanesinden de bahsedilmeyen bir kitap fuarı Petersburg’da yapılmış olsun. Bu hususta siz kıymetli Petersburglular ne düşünürsünüz?
Kafanız dağıldı değil mi?
O ki konumuz kitap, o zaman kitabın ortasından konuşalım.
BETAV’ın vakıf logosunun içinde bir kitap görseli var. O kitap hangi kitabı temsil ediyor bilemiyorum. Büyük ihtimalle “ya genel anlamda ilim bilim ve eğitimi temsilen seçilmiş bir kitap sembolü işte” şeklinde bir cevap verileceğini tahmin edebiliyorum. Ancak Bitlis ve kitap denince (kutsal kitabın dışında) akla gelebilecek ilk ve yegâne kitap ŞEREFNAME’dir. En azından benim ve kadim şehrim Bitlis’in tarihteki yeri, önemi, konumu ve duruşunu bilen, bu konuda duyarlı olan her bir bilinçli ve birikimli kişi için ŞEREFNAME’dir.
BETAV üyelerinin Şerefname’yi okuyup okumadıklarını, o eşsiz esere aşina olup olmadıklarını bilemeyeceğim. Kurulduğu 1987 tarihinden bu yana özellikle Bitlisli öğrenciler için sağladığı burs/yurt desteği ve Bitlis’e yaptığı bazı yatırımlar ile takdir edilecek çalışmalar yapan vakfın, Şerefname veyahut onun yazarı olan Rojkan hanı Şerefxanê Bedlîs-î üzerine bir çalışma, etkinlik, tanıtım veyahut girişim yaptığını da bilmiyorum. Ancak Bitlis denince (ki dünyada bu böyledir) akla gelen ilk isim cennet mekân Şerefxanê Bedlîs-î (1543 – 1603) ve onun 1597 yılında tamamladığı dünyaca ünlü eseri Şerefname’dir. Şerefxanê Bedlîs-î ki Osmanlı’nın İran ile olan ilişkileri üzerine ilk tarih kitaplarından birini yazan kutlu kişidir de. Bitlis’te gerçekleştirilen kitap fuarında ne Şerefxanê Bedlîs-î’nin ne eseri Şerefname’nin, ne de fuarın kurulduğu (Gog) meydanda bulunan İhlasiye Medresesi’nin adı geçiyor ki o medreselerden nice ünlü alimler yazarlar, şairler ve devlet adamları çıkmıştır.
Bitlis’te kitap fuarı yapılıyor, ancak Osmanlı’nın tarihini Heşt Behişt, yani Sekiz Cennet ve Selim Şahname adlı eserleri ile yazan diğer ünlü bir Bitlisli olan Mevlâna İdrîs-î Bedlîs-î’nin (1452 – 1520) adı da geçmiyor. Birçok eseri bulunan ve aynı zamanda da bir diplomat olan İdrîs’in, Şeyh Hüsameddin Ali El-Kurdî adı ile bilinen babasının mezarı da kitap fuarının yapıldığı meydana birkaç yüz metre uzaklıktaki Zeydan Mahallesi’nde bulunmaktadır. Bu mezar, Şerefname’de kendisinden sitayiş ile bahsedilen Şeyh Tahîr-î Kurdî’nin türbesi ile aynı yerdedir.
Peki ya Osmanlı’nın ünlü seyyahı Evliya Çelebi’nin Bitlis’i ziyareti (1655) sırasında sarayında misafiri olduğu hem şahsını hem yazdığı eserleri ve hem de kütüphanesini öve öve bitiremediği o yüce Bitlis hanı Abdal Han’ın adının bu kitap fuarında geçmemesini nasıl açıklarsınız?
“Bitlis kadısı müftüsü ve diğer öndegelenleri ile Han’ın bağındaki ve kaledeki tüm zenginlikleri katırlara yüklenir. 150 katıra yüklenen Abdal Han’ın dillere destan binlerce kitabı, mücevherleri, kürkleri, okları, tüfekleri ve o tüm eşsiz hazineleri Rahva Ovasına mezat olarak yığıldı. Evvela on yedi cilt melikler için yazılmış mücevher kaplı Ya’kut-ı Musta’sımi, Ahmed Karahisari, Şeyh-i Bayezid-i Veli hattı Kur’an-ı Kerim’in yarısı ciltsiz, Şeyhzade dede Mehmed, 1 adet Abdullah Kırımi hattı Kelam-ı İzzet, Üsküdari Hasan Çelebi, Halid Efendi, Demircikulu, Karahisari öğrencisi Hasan Çelebi ve Bekri hattı, kısacası 17 adet Mushaflar, ki her biri adı geçen ünlü hattatların hatlarıyla birer padişah için yazılmış Kur’an-ı Kerimler idi. Tamamı 1300 adet citli nefis kitaplar ve tefsirler, tarih kitapları ve 700 cilt türlü türlü başka kitaplar idi. Dahası 70 adet ciltli özel tefsirler ki her biri bin şeyhülislamda bulunmaz değerli tefsirler idi. Peygamber efendimizin hadislerinin bulunduğu ayrıca 1300 adet ciltli kitaplar var idi. Bunlardan başka Kuduri, Mülteka, Keşşaf, Kühistani, Molla Cami, manzum tecvid ilmine dair Şatıbi, manzum Cezeri ve Kamus Lugatı, Ahteri Lugatı, Şemsi Lugatı, Ibn Melek Lugatı ve Çarperi kitabı ve buna benzer bünün üzeri kitaplardı“ – Evliya Çelebi
Arşivlerde zenginliklerine vurgu yapılan iki Bitlis kütüphanesi vardır ki bunların her ikisi de yok edilmişlerdir tarihte. Hem Şerefxanê Bedlîs-î’nin kütüphanesi (1600’de) hem de Abdal Han’ın kütüphanesi (1655’te) Van Beylerbeyleri tarafından yağmalandırılıp talan edilmişlerdir. Geçmişinde muazzam kütüphaneleri olan bir Bitlis şehrinden, içinde tek bir kitapevinin olmadığı günümüz Bitlis’ine gelinmiş olunması da ayrı bir tartışma konusu olmakla birlikte, çok vahimdir.
Konu Bitlis ve kitap olunca şehrin Medreselerinden, Şerefxanê Bedlîs-î’den, onun torunu olan Abdal Han’dan ve bunların kütüphanelerinden bahsetmemek, turistleri İstanbul’da gezdiren bir rehberin Bizans’tan, Fatih Sultan Mehmet’ten ve Topkapı Sarayı’ndan bahsetmemesi gibi bir durumdan farklı değildir.
Bunu ancak Bitlis tarihine bir turist kadar hâkim olan ve Bitlis’e bir turist gözüyle bakanlar yapabilir.
Kitapları ve eserleri olan ve tarihte her birinden gıpta ile söz edilen birçok Bitlisli şahsiyet mevcuttur. Bu nezih şahsiyetlere ve eserlerine fuar programında yer verilmemiş olması çok büyük bir eksikliktir. Şemsî Bedlîsî’den, Muştak Baba’ya, Williyam Saroyan’dan Mevlâna Abdurahman Bedlîs-î’ye, Saîd-î Kurdî’ye (Bediüzzaman), İhsan Nuri’ye, Law Reşid’e, Yüzbaşı Emin’e (Kurdîyê Bedlîs-î), Kemal Fevzi’ye, Xelîl Xeyalî’ye, Şair Şukrî’ye, Mem û Zîn üzerine bir mesnevisi olan Rojkan mîrlerinden Ahmed Faik Han’a, mezarı Hizan’da bulunan Feqîyê Teyran’a ve Bitlis’in yetiştirdiği diğer nice isimlerin bu fuarda zikr edilmemiş olunması çok ama çok trajiktir.
Aslında yakın tarihi ve Bitlis’in tarihteki konumunu bilen bizler için hem organizasyon yapanlar hem de etkinliğe katılan bazı Bitlislilerin bu tür çıkış, eylem ve söylemlerde bulunmaları o kadar da şaşılacak bir durum değildir. Zira çok kapsamlı ve sistematik bir inkâr, çarpıtma, korku, küçümseme, manipülasyon, tekleştirme ve asimilasyona maruz kalmışlardır. Hatta daha sonrasında oto-asimilasyon ve inkara yönelmişlerdir. Özellikle 1914 Mele Selim hadisesi sonrası ve 1925 Şark Islahat Planı Kararları ile Bitlis’in maruz kaldığı politikalardan payını almış aşiretlerin, ailelerin ve şahsiyetlerin torunlarının, Bitlis’in tarihteki gerçek sosyolojik yapısı ve hakikatini dile getirmekten kaçınması 100 sene boyunca uygulanmış politikalar sonucudur.
Şark Islahat Planı kararları sonrası vuku bulan 1930’lardaki uygulamalardan birini hatırlayalım:
”Kılık kıyafet, şarkı, düğün, dil ve gelenekler milliyet ve ırk bilincini daima canlı kıldığından ve toplumları geçmişlerine bağlı tuttuğundan bu olguların her zaman ilkel oldukları dile getirilip rağbet gösterilmemesine, yüceltilmemesine ve kötülenip ayıplanmasına özen gösterilmelidir. Kendi dillerini konuşan zümrelere ait fertlerin ve ailelerin isim ve lakaplarını Türkçeleştirmek, nüfustaki kayıtları ve künyelerini fırsat düştükçe değiştirmek (düzeltmek) ve kendilerine hiçbir suretle Kürt, Çerkez, Boşnak, Laz, Türkmen, Tatar, Abaza, Gürcü, Afşar, Pomak lakabı vermemek; köylerine kendi dillerinde isim vermemek, evlerinde ve kendi aralarında Türkçe konuşturmak ve öz yüreklerinden kendilerine Türküm dedirtmek; hülasa dillerini, adetlerini ve dileklerini Türk yapmak, Türkün tarihine ve bahtına bağlamak, her Türk’e teveccüh eden milli ve mühim bir vazifedir”
Bu tür politikalar 50- 60 -70- 80 ve 90’lar da dahil olmak üzere devam etmiştir. Bir örnek olarak da Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın 1959 yılında hazırlattığı Kürt Raporu’ndan verelim:
“Türk ve Kürt kültürü arasındaki fark görünmez şekle sokulmalı ve onların tertip ettiği Şark geceleri, folklor ve kültür gayretleri maarif ve kültür sistemimize göre ele alınıp Türk kültürüne temsil edilmelerine çalışılmalıdır“
Fuar programında Bitlis’in gerçek tarihine, o tarihe isimlerini altın harflerle yazdıran kitap ve kalem sahibi şahsiyetlere ve onların eserlerine yer verilmemesini “kraldan çok kralcı Bitlisliler” durumunun olması sonucuna bağlayan hemşerilerim var. Fakat özellikle son 20 sene içinde gerçekleşen reformlar, teferruatlı içeriklerle yayımlanmış eserlerin varlığı ve internetin sağladığı imkanlar ile Bitlislilerin özlerine dair hakikati artık bilmiyor olmaları imkansızdır. Şahsen bu durumu ben kralcılıktan ziyade mankurtlaşmaya bağlamaktayım.
Zira özünden ve tarihi hakikatinden bu kadar da uzak, yabancı ve bihaber olmak kesinlikle başka türlü açıklanamaz. İçine düşülen vehameti tasvir edebilecek en doğru sosyokültürel analiz bu olsa gerek.
Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel isimli romanında geçen bir efsanede barbarların Orta Asya bozkırlarını işgal ettikleri dönemde, tutsaklarına korkunç işkenceler yaptıkları ve bu işkence yönteminin insanların hafızasını yitirmesine, deli olmalarına sebep olduğu anlatılmıştır. Kısaca olarak mankurtlaştırma; “kendi toplumuna ve kültürüne yabancılaştırma, bilinçsizleştirme ve sömürüye açık hale getirme, sonra da yardım ediyormuş kanaati yaratarak toplumun zihnini yeniden kurgulayıp idarecilerin zihinsel kölesi durumuna getirmek için milleti kendi değerlerine düşman etmeyi anlatan sosyokültürel bir kavramdır.”
Yani kültürsüzleştirmek, köksüzleştirmektir, özünden bihaberleştirmektir.
Bu kadar arşiv, belge ve onlarca eser ortada olduğu halde, Bitlis’in kültürüne, tarihine, edebiyatına ve sosyolojisine dair bir etkinlik veyahut bir çalışma yapılırken, kadim şehrin tarihteki gerçeklerine değinmemek, bu konularda emek vermiş insanların eserlerini paylaşmamak akıl tutulmasıdır.
İleride katılımcılar listesi ve programı hakkaniyetle oluşturularak yapılacak bir Rojkanî Bitlis KİTAP Fuarı’nda görüşmek üzere.
“Bitlis şehri içinde 40.000 adam olur ki onlara Rojikî kavmi derler. Şehir halkının başka Rojikî dilleri de yerinde yazılır. Diğer Kürdler gibi gözü kara değillerdir ancak elleri ve sakalları kınalı, gözleri sürmeli temiz, dürüst, maarif erbabı hoş-sohbet adamlardır. Bitlis Vilayeti’nde han yazımı üzere 43.000 Ermeni reayalar da vardır. Yarısı Muş diyarında Van kulu aklâmıdır ve yarısı Abdâl Han’ındır.”[1]
– Evliya Çelebi, Bitlis 1655
Baran Zeydanlıoğlu

此项目已被写入(Türkçe)的语言,点击图标,以在原来的语言打开的项目!
Bu makale (Türkçe) dilinde yazılmıştır, makaleleri orijinal dilinde açmak için sembolüne tıklayın!
此产品已被浏览1,936
关于这个项目,您的评论!
HashTag
来源
[1] | کوردیی ناوەڕاست | bitlisname.com
相关文件: 1
挂钩项目: 8
小组: 文章
文章语言: Türkçe
Publication date: 30-05-2022 (4 年份的)
Publication Type: Born-digital
书: 文学
文件类型: 原文
方言: 土耳其
普罗旺斯: 北库尔德斯坦
Technical Metadata
项目质量: 99%
99%
添加( سارا کامەلا 10-09-2022
本文已被审查并发布( هەژار کامەلا )on11-09-2022
此产品最近更新( هەژار کامەلا ):10-09-2022
URL
此产品根据Kurdipedia的美元尚未敲定!
此产品已被浏览1,936
QR Code
Attached files - Version
类型 Version 编者名称
照片文件 1.0.169 KB 10-09-2022 سارا کامەلاس.ک.
  新项目
  随机项目! 
   
  
  出版 

Kurdipedia.org (2008 - 2026) version: 17.17
| 联系 | CSS3 | HTML5

| 页面生成时间:秒!