Devletin Kürt Filmi
Belma Akçura
New Age Yayınları
2009
Çetin Al tan'm sözüyle başlayalım:
Tarihin tekerleği döner döner aynı yerde durur.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin tekerine takılanlardan biri
de Kürt sorunu. Bu sorun yüzündendir ki; tarihimiz, öyle her
zaman kahramanlar yaratan, destanımsı bir geçmişe sayfalar
açan ya da altı çizilen hikâyelerden ibaret değil.
Türkiye tarihinin tekerine 'çomak sokan' Kürt sorunu; bu
destansı tarihte altı değil ama üstü çizilen hikâyelere doğru yol
almış, hâlâ da almakta. Türkiye'de Kürt sorununu çözmek
isteyenlerin 'vatan haini' ilan edilme olasılığının, bu sorunun
çözülme olasılığından her zaman daha yüksek olmasının
nedeni de bu olsa gerek...
Bu yüzden Kürt sorununun 'dilini çözmek' öyle sanıldığı
kadar kolay değil.
Türkler Kürtleri tanımayarak, Kürtler de şiddet ve mağduriyet
üzerinden siyaset yaparak ya da iki tarafın da güç gösterilerini
tırmandırarak neredeyse 'husumet' haline getirdikleri
bu sorunu çözemeyecekleri açık...
Türk ve Kürt aydınları özellikle son birkaç yıldır belli aralıklarla
bir araya gelerek 'barış' dilinde konuşmanın yollarını
arıyor olsalar da Türkiye'de 'Kürt sorunu' dönüp dolaşıp aynı
yerde duruyor. Çünkü hâlâ bir tarafta, nereden ve kimden geldiği
belli olmayan bombalarla bizi korkutup taraf olmaya zorlayanlar;
diğer tarafta ise vatan - millet söylemini ters düz
edenlerin gerçekte neyin parçası olduğuna karar vermemizi
isteyenler var...[1]