کوردیپێدیا پڕزانیاریترین و فرەزمانترین سەرچاوەی کوردییە!
دەربارەی کوردیپێدیا
ئەرشیڤوانانی کوردیپێدیا
 گەڕان
 تۆمارکردنی بابەت
 ئامرازەکان
 زمانەکان
 هەژماری من
 گەڕان بەدوای
 ڕووخسار
  دۆخی تاریک
 ڕێکخستنە پێشوەختەکان
 گەڕان
 تۆمارکردنی بابەت
 ئامرازەکان
 زمانەکان
 هەژماری من
        
 kurdipedia.org 2008 - 2026
پەرتووکخانە
 
تۆمارکردنی بابەت
   گەڕانی ورد
پەیوەندی
کوردیی ناوەند
Kurmancî
کرمانجی
هەورامی
English
Français
Deutsch
عربي
فارسی
Türkçe
עברית

 زۆرتر...
 زۆرتر...
 
 دۆخی تاریک
 سلاید باڕ
 قەبارەی فۆنت


 ڕێکخستنە پێشوەختەکان
دەربارەی کوردیپێدیا
بابەت بەهەڵکەوت
ڕێساکانی بەکارهێنان
ئەرشیڤوانانی کوردیپێدیا
بیروڕاکانتان
دڵخوازەکان
کڕۆنۆلۆژیای ڕووداوەکان
 چالاکییەکان - کوردیپێدیا
یارمەتی
 زۆرتر
 ناونامە بۆ منداڵانی کورد
 گەڕان بە کرتە
ئامار
بابەت
  585,342
وێنە
  124,196
پەرتووک PDF
  22,102
فایلی پەیوەندیدار
  126,116
ڤیدیۆ
  2,193
زمان
کوردیی ناوەڕاست - Central Kurdish 
317,059
Kurmancî - Upper Kurdish (Latin) 
95,603
هەورامی - Kurdish Hawrami 
67,732
عربي - Arabic 
43,979
کرمانجی - Upper Kurdish (Arami) 
26,637
فارسی - Farsi 
15,792
English - English 
8,529
Türkçe - Turkish 
3,830
Deutsch - German 
2,031
لوڕی - Kurdish Luri 
1,785
Pусский - Russian 
1,145
Français - French 
359
Nederlands - Dutch 
131
Zazakî - Kurdish Zazaki 
92
Svenska - Swedish 
79
Español - Spanish 
61
Italiano - Italian 
61
Polski - Polish 
60
Հայերեն - Armenian 
57
لەکی - Kurdish Laki 
39
Azərbaycanca - Azerbaijani 
35
日本人 - Japanese 
24
Norsk - Norwegian 
22
中国的 - Chinese 
21
עברית - Hebrew 
20
Ελληνική - Greek 
19
Fins - Finnish 
14
Português - Portuguese 
14
Catalana - Catalana 
14
Esperanto - Esperanto 
10
Ozbek - Uzbek 
9
Тоҷикӣ - Tajik 
9
Srpski - Serbian 
6
ქართველი - Georgian 
6
Čeština - Czech 
5
Lietuvių - Lithuanian 
5
Hrvatski - Croatian 
5
балгарская - Bulgarian 
4
Kiswahili سَوَاحِلي -  
3
हिन्दी - Hindi 
2
Cebuano - Cebuano 
1
қазақ - Kazakh 
1
ترکمانی - Turkman (Arami Script) 
1
پۆل
کوردیی ناوەڕاست
ژیاننامە 
32,123
شوێنەکان 
17,029
پارت و ڕێکخراوەکان 
1,481
بڵاوکراوەکان (گۆڤار، ڕۆژنامە و ...) 
1,006
وێنە و پێناس 
9,467
کارە هونەرییەکان 
1,725
ڕێکەوت و ڕووداو (کڕۆنۆلۆژیا) 
15,997
نەخشەکان 
284
ناوی کوردی 
2,819
پەند 
13,749
وشە و دەستەواژە 
109,182
شوێنەوار و کۆنینە 
780
خواردنی کوردی 
134
پەرتووکخانە 
27,055
کلتوور - گاڵتەوگەپ 
4,691
کورتەباس 
22,157
شەهیدان 
11,969
کۆمەڵکوژی 
11,388
بەڵگەنامەکان 
8,741
هۆز - تیرە - بنەماڵە 
236
ئامار و ڕاپرسی 
4,630
کلتوور - مەتەڵ 
3,147
یارییە کوردەوارییەکان 
279
زانستە سروشتییەکان 
80
ڤیدیۆ 
2,064
بەرهەمە کوردستانییەکان 
45
کەلوپەلی سەربازیی بەکارهاتوو لە کوردستان 
29
ژینگەی کوردستان 
102
هۆنراوە 
10,638
دۆزی ژن 
58
فەرمانگەکان  
1,121
مۆزەخانە 
56
نەریت 
161
گیانلەبەرانی کوردستان 
734
ڕووه‌كی كورده‌واری (گژوگیا و دار) 
908
گەشتوگوزار 
2
ئیدیۆم 
929
دەزگەی چاپ و بڵاوکردنەوە 
63
کۆگای فایلەکان
MP3 
1,498
PDF 
34,737
MP4 
3,837
IMG 
234,363
∑   تێکڕا 
274,435
گەڕان بەدوای ناوەڕۆکدا
Şahmaranın Hikayesi
پۆل: کورتەباس
زمانی بابەت: Türkçe - Turkish
کوردیپێدیا و هاوکارانی، هەردەم یارمەتیدەردەبن بۆ خوێندکارانی زانکۆ و خوێندنی باڵا بۆ بەدەستخستنی سەرچاوەی پێویست!
بەشکردن
Copy Link0
E-Mail0
Facebook0
LinkedIn0
Messenger0
Pinterest0
SMS0
Telegram0
Twitter0
Viber0
WhatsApp0
نرخاندنی بابەت
نایاب
زۆر باشە
باش
خراپ نییە
خراپ
بۆ ناو لیستی دڵخوازەکان
ڕای خۆت دەربارەی ئەم بابەتە بنووسە!
گۆڕانکارییەکانی بابەتەکە
Metadata
RSS
گووگڵی وێنەی بابەتی هەڵبژێردراو بکە!
گووگڵی بابەتی هەڵبژێردراو بکە!
کوردیی ناوەڕاست - Central Kurdish1
Kurmancî - Upper Kurdish (Latin)0
English - English0
عربي - Arabic0
فارسی - Farsi0
עברית - Hebrew0
Deutsch - German0
Español - Spanish0
Français - French0
Italiano - Italian0
Nederlands - Dutch0
Svenska - Swedish0
Ελληνική - Greek0
Azərbaycanca - Azerbaijani0
Catalana - Catalana0
Čeština - Czech0
Esperanto - Esperanto0
Fins - Finnish0
Hrvatski - Croatian0
Lietuvių - Lithuanian0
Norsk - Norwegian0
Ozbek - Uzbek0
Polski - Polish0
Português - Portuguese0
Pусский - Russian0
Srpski - Serbian0
балгарская - Bulgarian0
қазақ - Kazakh0
Тоҷикӣ - Tajik0
Հայերեն - Armenian0
हिन्दी - Hindi0
ქართველი - Georgian0
中国的 - Chinese0
日本人 - Japanese0
Şahmaranın Hikayesi
Şahmaranın Hikayesi
$Şahmaranın Hikayesi$
Kürdistan’da birçok evin duvarlarını süsleyen yarı yılan yarı kadın figürlü Şahmaran resminin trajik hikâyesini kaçım…ız biliyor. İşte yarı yılan, yarı kadın Şahmaran’ın büyük bir ihanetle sonuçlanan trajik öyküsü…
Şahmaran Kürdistan’da sözlü Kürt edebiyatının mitolojik söylencelerinden biri olup nesilden nesile anlatılarak gelmiştir. Yarı kadın, yarı yılan figürlü Şahmaran hikâyesi de günümüze kadar tersyüz edilerek farklı farklı biçimlerde anlatılır. Oysa, Şahmaran’ın hikâyesi uygarlık sisteminin kadına yüklediği tüm olumsuz sıfatların aksine kadının insanlık için ne büyük fedakârlıklar yaptığının en güzel örneklerinden birini oluşturuyor. Farklı yer ve mekânlarda farklı anlatımları olsa da ortak bir mesaj vardır. Oda yarı yılan yarı insan olan kadın figürlü Şahmaran’ın insanlar tarafından komplo ile öldürüldüğüdür. İnsanlar tarafından öldürüleceğini anlayan Şahmaran, insanlar ve yılanlar arasında bir savaşın olmaması için kendisini feda etmesidir.
Yaşadığı tüm katliamlara karşın başta sözlü edebiyatıyla kültürünü günümüze kadar taşımayı başarmış olan Kürtler özelliklede Serhat yöresindeki Kürtler için Şahmeran’ın hikâyesi çok önemlidir. Nesiller boyu dilden dile aktarılarak gelmiş olması bunun en yalın ifadesidir. Şahmaran hikâyesinde adı geçen yüksek memleket, yaylalar ve soğuk su pınarlarının tarif edildiği mekânlar Serhat coğrafyası mı bilinmez. Bilinen o ki, inkâr ve imha güçlerinin kültürel soykırımı dayattığı bu süreçte Kürt edebiyatının yazılı hale gelebilmesi için anlatılan birçok tarihi bilginin belgeli hale getirilme ihtiyacının olduğudur.
Buna biraz olsun katkı sunmak amacıyla Ağrı Dağı’nın yanı başında Serhatlı bir gerilladan dedesinden duyduğu Şahmaran’ın hikâyesini aktarıyoruz.
$İşte Şahêmaran’ın hikâyesi:$
“Günün birinde bir memlekette dul bir kadın üç çocuğu ile yaşıyorlardı. Dul kadın ve çocukları geçimlerini bir kaç keçiden elde ettikleri et ve sütle sağlıyorlardı. Yaşlı kadın her gün keçilerini oğlu Cihan ile dağa otlatmaya götürüyor, dağda geçimlerini sağlamak için çeşitli otlar ve yakacak odunları topluyorlardı. Cihan’ın annesi ile günleri böyle geçiyordu. Annesinin yanında olmadığı günlerde Cihan keçilerini yaşıtları olan arkadaşları ile birlikte otlatmaya götürüyordu. Ailenin bu bir kaç keçinin dışında ne bir gelir kaynağı, nede çalışanı vardı. Cihan evin tek erkeği ve tek çalışanı olduğundan çok seviliyordu.
Günün birinde Cihan yine tek başına, keçilerini önüne katarak otlatmaya götürmüştü. Baharın sıcaklığına yorgunlukta eklenince Cihan kendisini bir ağacın gölgesine atmış uzanıyordu. Biraz dinlemek için başının altına ekmek torbasını koymuştu. Kimi zaman gözlerini kapatıyor, kimi zamanda başını kaldırıp keçilerine bakıyordu. Ayıklık ve uyuma arasında geçirdiği zaman diliminde etrafına baktığı bir anda gözleri bir deliğe giren bal arısına takılmıştı. Yerinden kalkan Cihan, eline aldığı bir çubukla bal arasının girdiği deliği eşelemeye başlamıştı. Biraz kazıldıktan sonra arı girdiği delikten çıkarak uçup gitmiş, deliğin gerisinde kocaman yuvarlak bir taş ortaya çıkmıştı. Cihan, deliğin girişindeki balı yemek bakracına doldurduktan sonra taşı çıkarmaya gücü yetmeyince ertesi gün taşı çıkarmak için sevdiği iki çoban arkadaşına haber vermeye karar kılarak evin yolunu tutmuştu.
Cihan gördüklerini iki çoban arkadaşına anlatır ve ertesi gün taşı kaldırmak için onlarla birlikte deliğin bulunduğu yere gelirler. Üç arkadaş taşı kaldırdıklarında bal dolu bir oyuk ile karşılaşırlar. Taşın üzerinde olduğu oyuk kazıldıkça büyüyerek kuyu halini alır, bal alındıkça kuyu derinleşir, ancak bal bitmiyo. İşbölümü çerçevesinde Cihan kuyuya inerek balı kovalara dolduracak, diğer iki arkadaşı ise dışarıda küp veya kaplara dolduracaktı. Her günün sonunda da çıkan bal üçe bölünecekti. O güne kadar çocukluk arkadaşları ile bir sorun yaşamayan Cihan onlara güvenerek kuyudan altın sarısı ve güzel balı kovalara doldurmaya başlar, diğer arkadaşları da dışarıdaki işleri yaparlar. Yemek vakti geldiğinde arkadaşları Cihan’a kova ile yemeğini sarkıtırlar. Bal belki de o güne kadar yörede görülmüş en iyi bal olduğu için müşterisi çok olacaktı. Günlerce kuyudan çıkarılan bal, pazara götürülüp satılır. Cihan anne ve kız kardeşlerine artık çalışmalarına gerek olmadığını, getirdiği balı satarak geçimlerini sağlayabileceğini söyler.
Bal çıkarma işlemi uzun bir süre devam eder. Kuyu derinleştiği için Cihan arkadaşlarına “Her gün dışarı çıkmama gerek yok. Bana günlük ekmeğimi kuyuya indirin, ben içerde balı doldururum. Bal bitince de dışarı çıkarım” der. Çalışmalar günlerce sürer. Çıkarılan balın fazlalaşması üç arkadaşın daha fazla kazanması demekti.
O güne kadar birbirlerine sadık kalan ve birbirlerini seven üç arkadaşın arasında bu servet bir ihanete neden olacak mıydı? Çok değil birkaç gün sonra Cihan kuyudan çıkmak için ip istediğinde belli bu durum anlaşılacaktı. Çıkarma işi günlerce sürdükten sonra bal bitmiş, kuyu da boşalır. Son bal kovanını da dolduran Cihan çıkması için arkadaşlarından ipi sarkıtmalarını ister. Ancak dışarıdaki iki arkadaşı onun da payına göz koydukları için onu içerde bırakmaya karar vermişlerdir. Ona ihanet eden arkadaşları kuyunun ağzını yuvarlak taş ile kapatıp giderler. Onu soran anne ve kardeşlerine ‘kayboldu’ diyerek bal payını satıp aralarında bölüşürler. Annesine verilen bir miktar para sevindirse de Cihan’ın kaybolmasına kahrolur. Üç arkadaşın arasına ihanetin bulaşmasına neden olan şey tıpkı tarihte olduğu gibi her türlü kötülüğün kaynağındaki para olur. Üç arkadaşın çocukluk hayallerine ve temiz duygularına artık kötülük bulaşmıştır. Cihan’ın kuyudan çıkmak için bağırma ve çığlıklarını ise kimse duymayacaktır.
Oğlunu kaybeden annesi ağlayarak kendisini döve dursun, ağzı kapanan kuyunun içinde çaresiz olarak oturan Cihan düşüncelere dalar. Bu düşünceler içinde gecenin hangi saatinde uyuduğundan habersiz, kuyunun ağzından gözüne sızan güneş ışını ile uyandığında günün hangi saati olduğunu anlayamaz. Günlerini anne ve kız kardeşlerini düşünerek geçirdiği için kaç gündür kuyuda olduğunu bile unutmuştur. Düşüncelere daldığı bir anda bir akrebin yuvasından çıktığını gördüğünde dedesinin ‘akrepler yer üstüne yakın yuva yaparlar’ sözü aklına gelir. Etrafta bulduğu bir çubuk ile akrep yuvasını kazımaya başlar. Akrep yuvasındaki deliği eşeledikçe büyür. Açılan deliğe başını koyup etrafına bakmaya çalışan Cihan’ın ayakları altındaki toprak kayar ve bir dehlizden yuvarlanarak yerin yedi kat altına düşer. Düşme ve çarpmanın etkisiyle bir süre kendisine gelemeyen Cihan gözlerini açıp etrafına baktığında her tarafın pırıl pırıl parıldayan altınlarla kaplı, her türlü güzelliğin ve her çeşit sebze ve meyvenin olduğu bir yerde olduğu görür. Bu muhteşem dünyanın içinde etrafında yılanlardan başka bir canlı yoktur. Bu manzara karşısında hem şaşırır, hem de korkmaya başlar. Cihan’ın yanına yanaşan iki büyük yılan, onu kocaman büyük bir salona götürürler. Salonun her tarafı pırıl pırıl altınlarla kaplı, salonun ortasında da altından bir koltuğun üzerinde beline kadar yılan, belden yukarısı ise insan olan bir kadın oturur. Kadının güzelliği Cihanı büyüler. Yarı insan yarı yılan kadının, başındaki altın taç yılanbaşlarıyla süslüdür. Salonun etrafında da farklı farklı yılanlar vardır.
Altın koltukta oturan yarı yılan yarı kadın kendisini yılanların Şahı olarak tanıtarak Cihan’ı da tanıdığını ve karşılaştığı ihanet hikâyesini bildiğini söyledikten sonra ‘Korkmana gerek yok. Ben burada olduğum sürece yılanlar ne sana ne de diğer insanlara bir şey yapmaz. Tacımdaki yılanlar da beynime bağlıdır’ der. Cihan’ın başından geçenleri sanki kendisi yaşamış gibi ona anlatır. Cihan bu ilginç manzara karşısında şaşkına döner, neredeyse dilini yutar. Şahêmaran Cihan’a ‘bir süre yanımızda kaldıktan sonra benden bir istekte bulunacaksın, isteğin ne ise yerine getireceğim’ der. Şahmaran Cihan’dan bir süre yanlarında kalmasını ister, çünkü Cihan’ı sevmiştir.
Gel zaman git zaman Cihan büyür ve bir delikanlıya dönüşür. Cihan Şahmaran’dan istekte bulunmanın zamanının geldiğini düşünür ve yanına gidip, ‘her ne kadar seni sevsem de annem ve iki kız kardeşimi de özlüyorum. Onlara bakacak kimseleri yoktur. Senden isteğim beni onların yanına göndermendir’ der. Şahmaran Cihan’ı sevdiğinden dolayı göndermek istemese de onu kırmak istemez. Ona ‘Seni göndereceğim. Ama biliyorum, seni göndersem ölümüm senin elinden olacak, beni öldürteceksin” cevabını verir. Cihan, ‘benim ölümüme de mal olsa seni asla ele vermeyeceğim’ sözünü verir. Şahmaran Cihan’a ‘Senin bilmediğini biliyorum. Senin gidişin benim ölümümdür. Ancak senin isteğin gitmekse seni göndereceğim’ der. Cihan sözünde ısrarcı olsa da Şahmaran’ın her şeyi bilip gördüğünü de bilmemektedir.
Aralarındaki bu konuşmadan sonra Şahmaran; ‘Seni göndermeden önce sana bazı şeyler anlatacağım” der: “Yüksek yaylaları olan bir ülke vardır. O yaylaların üstünde de yüksek bir dağ vardır. O ülkenin halkı her yıl yaylalara geliyor. Yılda bir gün halk pınarın başına gelip eğlendikten sonra kâselere süt doldurup bırakıyorlar. Halk gittikten sonra da tüm yılanlar gidip o kâselerden süt içip geri geliyoruz. Bize adanmış olan o gün bende oraya gelmiş olacağım. Bunu bilmeni istedim.” Sonra, Cihan’ın istediğini yerine getirmek için yılanlara talimat verir. Yılanlar onu yerin yedi kat altından yeryüzüne çıkararak bırakırlar.
Cihan uzun bir aradan sonra köyüne döndüğünde kız kardeşlerinin büyüdüğünü, annesinin de keder ve ağlamaktan gözlerinin kör olduğunu, ona ihanet eden iki arkadaşının da baldan kazandıkları paralar ile zengin olup ticareti geliştirdiklerini görür. Annesinin yanına gittiğinde annesi Cihan’ın kokusunu alarak onu tanır ve sevinçten gözleri açılır. Annesi Cihan’ın büyümüş ve güzel bir genç olduğunu görür. Cihan köyde annesi ve kız kardeşleri ile bir süre yaşar. Eski arkadaşları ise Cihan’a yaptıkları ihanetten dolayı mahcup olup, pişman olsalar da Cihan artık onları af ettiğini ve onlardan bir şey talep etmediğini söyler.
Cihan köyüne döndükten sonra ülkede kralın hastalandığı duyulur. Ülkede ne kadar hekim varsa çağrılır. Kralı iyileştirmek için tüm hekimler çağrılır. Kralın hastalığına çare bulamayanların kafası kesilir. Geriye tek bir hekim kalır. Kral onu da çağırır ve hastalığına çare bulmasını ister. Diğer hekimler birçok ilacı denediklerinden hekim ona tek bir seçenek sunar. Kral’a ‘Senin ilacın Şahmaran’dır. Etini pişirip yersen iyileşirsin. Onun dışında senin hastalığına çare olacak ilaç yoktur’ der. Kral ‘Peki Şahmaran’ı nerede bulabilirim’ diye sorar. Hekim Kral’a ‘Senin ülkende Şahmaran’ı gören biri var. Görenin sırtında Şahmaran işareti vardır. Büyük bir hamam kuralım ve ülkedeki tüm erkekleri getirtip bu hamamda yıkanmaları için üstlerini çıkarmalarını isteyelim. Sırtındaki işaretten Şahmaran’ı göreni tanırız’ şeklinde öneride bulunur.
Bunun üzerine ülkedeki tüm erkeklerin kralın hamamında yıkanmaları için ferman çıkarılır. Gelen erkeklerin tümü elbiselerini çıkarırken Kral ve hekim tarafından vücutlarında Şahmaran işareti aranır. Ülkede ne kadar erkek varsa hepsi kralın hamamında yıkanır, ancak aradıkları işaret hiçbirinde bulunmaz. Çünkü Şahmaran’ı o güne kadar gören olmamıştır. ‘Geriye kim kaldı’ diye sorup soruşturulur. Padişahın vezirleri bir yerde yaşlı bir kadının oğlunun kaldığını, bir süre öncesine kadar kayıp olduğunu, bir süre önce eve geldiğini söyler. Bunun üzerine hamamda yıkanması için Cihan da çağrılır.
Cihan sırtındaki Şahmaran’ın işaretinden habersizdir. Kralın fermanı üzerine saraya gider. Üstünü çıkardığında sırtında iki kürek kemiği arasında altın renginde Şahmaran’ın işareti ortaya çıkar. Hekim “aradığımız adam bu” diye haykırır. O zaman Kral Cihan’ı tutuklamaları için muhafızlara talimat verir. Cihan’a Şahmaran’ı nerede gördüğünü söylemesi için işkence yapılır. Cihan Şahmaran’a ‘kellemde giderse sana ihanet etmem’ diye söz vermiştir. Cihan sözünü tutar ve Şahmaran’a ilişkin tek bir söz söylemez. Cihan’dan hiçbir şey öğrenemeyen padişah Cihan’ın annesini ve kız kardeşlerini getirtir. Cihan’ı Şahmaran’ın yerini söylemezse ailesini öldürmekle tehdit eder. Bunun üzerine Cihan ağlayarak Şahmaran’ı gördüğünü itiraf eder. Ülkenin yüksek yaylalarında bahar yeşerip, çiçekler açtığında yılda bir yaylacıların bir pınar başına koydukları süt kâselerini içmek için yılanların yer altından çıktığını anlatan Cihan, Şahmaran’ında ancak o zaman ortaya çıkacağını söyler.
Cihan Şahmaran’ın dediği gibi ona ihanet etmiş, ölümüne neden olacak tüm bilgileri padişaha vermiştir. Padişah Cihan’ın anlattıkları üzerine hazırlıklarını yapmış Şahmaran’ın görüneceği günün gelmesini beklemeye başlamıştır. Sonunda padişahın beklediği gün gelir. Padişah yanında hekimi ve muhafızları ile birlikte Şahmaran’ı yakalayacağı yere gider ve süt kâselerinin bırakıldığı pınarın başında pusu atar. O gün yaylaya çıkanlar yine pınar başında toplanır. Eğlenir, dualarını da yaptıktan sonra, süt kâselerini pınarın başında bırakarak orayı terk ederler. Halk gittikten sonra her yıl olduğu gibi yine tüm yılanlar adanmış sütlerini içmek için birer birer yeraltından çıkarak süt kâselerinden birini içip geri yuvalarına dönerler. Bu şekilde gün yarılanır. Şahmaran’ın geleceği yerde padişah pusuda bekliyordur. Padişah yarı yılan, yarı kadın Şahmaran’ın da iki büyük yılanın sırtının üzerinde sütü içmek için pınarın başına geldiğini görür.
Şahmaran atılan pusuda esir düşmüştür, her ne kadar bağırıp feryat etse de bir işe yaramaz. O artık tutsak edilmiş, zincirlere vurulmuştur. Şahmaran, Cihan’a dönüp dayanamayarak “beni ele vereceğini biliyordum. Ancak beni götürmeden önce bırakın yılanlara bir şey söyleyeyim” der. Ve Şahmaran insanlar ile yılanlar arasında sonsuza kadar bir düşmanlığının olmaması için “şimdi bir savaşa girişmeyin. Ben gidiyorum, ama haftanın dokuzuncu gününde geri döneceğim. Ben o zaman geldiğimde insanlara karşı savaş başlatacağız. O güne kadar yılanlar yer altından çıkıp dünyanın her yanına dağılmalıdır. Ben gelinceye kadar her biriniz dünyanın bir yerinde olmalısınız” der. Şahmaran bu şekilde esaretinden dolayı insanlara savaş açmaya hazırlanan yılanları engeller. Yılanlar ancak Şahmaran’ın talimatı ile yer altından çıkarak dünyanın her tarafına dağılmaya başlarlar.
Padişah esir aldığı Şahmaran’ı alır götürür. Hekimin öğütleri üzerine bir kurban gibi kesilen Şahmaran kafa, gövde ve kuyruk kısmı olmak üzere üç parçaya ayrılır. Her parçası da farklı bir tencerede kaynatılır. Hekim kafanın olduğu tencereyi kendisine, gövdeyi Cihan’a, kuyruk kısmını da Krala ayırır. Kafa kısmından yiyen hekim tüm canlı ve bitkilerin dilinden anlamaya başlar ve olacak olayları öncesinden görmeye başlar. Gövde kısmını kralın baskısı ile yiyen Cihan’a birşey olmaz ama dostu ve sevdiğine ihanet edip onu ele verdiği için vicdan azabı ile yaşamaya başlar. Yılan zehrinin toplandığı kuyruk kısmının bulunduğu tencereden yiyen padişah ise ölür. Hikaye de bu şekilde son bulur.[1]

کوردیپێدیا بەرپرس نییە لە ناوەڕۆکی ئەم تۆمارە و خاوەنەکەی لێی بەرپرسیارە. کوردیپێدیا بە مەبەستی ئەرشیڤکردن تۆماری کردووە.
ئەم بابەتە بەزمانی (Türkçe) نووسراوە، کلیک لە ئایکۆنی بکە بۆ کردنەوەی بابەتەکە بەو زمانەی کە پێی نووسراوە!
Bu makale (Türkçe) dilinde yazılmıştır, makaleleri orijinal dilinde açmak için sembolüne tıklayın!
ئەم بابەتە 1,129 جار بینراوە
ڕای خۆت دەربارەی ئەم بابەتە بنووسە!
هاشتاگ
سەرچاوەکان
[1] ماڵپەڕ | Türkçe | https://candname.com
بابەتە پەیوەستکراوەکان: 3
زمانی بابەت: Türkçe
ڕۆژی دەرچوون: 01-04-2016 (10 ساڵ)
پۆلێنی ناوەڕۆک: چیرۆک
پۆلێنی ناوەڕۆک: لێکۆڵینەوە
جۆری دۆکومێنت: زمانی یەکەم
جۆری وەشان: دیجیتاڵ
زمان - شێوەزار: تورکی
وڵات - هەرێم: کوردستان
تایبەتمەندییە تەکنیکییەکان
کوالیتیی بابەت: 99%
99%
ئەم بابەتە لەلایەن: ( سارا کامەلا )ەوە لە: 27-12-2022 تۆمارکراوە
ئەم بابەتە لەلایەن: ( ڕاپەر عوسمان عوزێری )ەوە لە: 27-12-2022 پێداچوونەوەی بۆکراوە و ئازادکراوە
ئەم بابەتە بۆ دواجار لەلایەن: ( ڕاپەر عوسمان عوزێری )ەوە لە: 27-12-2022 باشترکراوە
ناونیشانی بابەت
ئەم بابەتە بەپێی ستانداردەکانی کوردیپێدیا هێشتا ناتەواوە و پێویستیی بە داڕشتنەوەی بابەتی و زمانەوانیی زۆرتر هەیە!
ئەم بابەتە 1,129 جار بینراوە
QR Code
  بابەتی نوێ
  بابەت بەهەڵکەوت 
  تایبەت بە خانمان 
  
  بڵاوکراوەکانی کوردیپێدیا 

Kurdipedia.org (2008 - 2026) version: 17.17
| پەیوەندی | CSS3 | HTML5

| کاتی ئافراندنی لاپەڕە: 0.297 چرکە!